Kaş Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık emekçilerinden Sendikamıza iletilen bilgilere göre; yoğun iş yükünün yanı sıra yöneticilerin baskıcı tutumları ve bazı çalışanlara yönelik ayrıcalıklı uygulamalar çalışma motivasyonunu ve iş barışını ciddi biçimde bozulmaktadır.
Yaşanan sorunlar nedeniyle bazı hemşirelerin tayin istediği, bazı hemşirelerin ise Aile Sağlığı Merkezlerine geçmek zorunda kaldığı belirtilmektedir. Baskı altında bunalan bazı hemşirelerin ise dönem dönem intihar düşüncelerini meslektaşlarıyla paylaştığı tarafımıza aktarılmıştır.
Sağlık emekçilerini mesleklerinden, çalışma arkadaşlarından ve hatta yaşamdan kopma noktasına getiren bir çalışma düzeni kabul acilen düzeltilmelidir.
Hemşireler; yönetimin liyakatten uzak ve baskıcı bir anlayışla hareket ettiğini ve hastaneden ayrılan hemşirelere “Giderlerse gitsinler” şeklinde yaklaşım sergilendiğini ifade etmektedir.
Bazı hemşirelerin yönetici eşleri veya yakınları olmaları nedeniyle nöbet muafiyetleri bulunmadığı halde nöbetlere dahil edilmediği, rotasyona tabi tutulmadığı ve iş yoğunluğunun daha düşük olduğu birimlerde görevlendirildiği yönündeki iddialar, hastanede çalışma barışının nasıl zedelendiğini açıkça göstermektedir.
Bir tarafta ağır nöbet yükü altında ezilen sağlık emekçileri, diğer tarafta ayrıcalıklı olduğu düşünülen çalışanlar varsa orada ne adaletten ne de çalışma barışından söz edilebilir.
Acil serviste yaşanan personel eksikliği gerekçe gösterilerek bazı hemşirelerin rotasyona tabi tutulduğu dile getirilmektedir. Kapalı olan çocuk servisi denetim nedeniyle 1 Eylül 2026 tarihinde yeniden açılmış ve 4 Eylül 2026 tarihinde denetim bitince tekrar kapatılmıştır ve burada görev yapan hemşirelerde acil serviste görevlendirilmiştir.
Çocuk servisinin kapalı olduğu dönemde bazı çocuk hastalar, dahiliye ve enfeksiyon gibi farklı servislere yatırılmaktadır. Özellikle enfeksiyon riski bulunan hastalarla aynı ortamda yatırılan çocuk hastaların bakımında çocuk hemşireliği deneyiminin, ilaç dozlarının doğru şekilde hesaplanmasının, ilaç uygulamalarının ve klinik takibin hayati önem taşıdığı açıktır. Buna rağmen çocuk hastaların, bu alanda deneyimi bulunmayan hemşirelere de baktırılması yönünde baskı oluşturulmaktadır. Hayati tehlikesi olan çocuk hastaların takibinde aksamalar yaşanmakta ve ilaç dozlarını ayarlamakta zorluk çekildiği de ifade edilmektedir. Elbette başhekimin ifade ettiği gibi “hemşireler her gittiği birimde hemşirelik yapacaktır” ki olması gereken budur ancak hemşirelerinde uzmanlaştığı alanda görev yaptırılması da insanların sağlıklı yaşam hakkını korumak da idarin görevidir.
Hemşire arkadaşlarımız kurumlarında yaşanan sorunların ve baskıların artması nedeniyle CİMER üzerinden şikayetlerde bulunmuş ancak sonuçsuz kalmıştır.
Yaşadığı stres ve mobbing nedeniyle istifa etmek zorunda kalan E. isimli hemşirenin, istifasını sosyal medya üzerinden duyurarak hastanede yaşadığı sorunları kamuoyuyla paylaşımıştır.
Yaşananların temelinde; sağlık hizmeti veren kamu kurum ve kuruluşlarında liyakatsizlik, personel planlamasının yetersizliği, hemşirelerin alanlarında uzmanlaşmasını sağlayacak çalışma düzeninin oluşturulmaması, personel sayılarındaki yetersizlik ve zorlu çalışma koşulları yatmaktadır.
Hemşireleri tükenme noktasına getiren, istifaya zorlayan, mesleklerinden uzaklaştıran ve bazı çalışanları yaşamlarına ilişkin ağır düşüncelerle baş başa bırakan bu zihniyetten vazgeçilmeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır.
GENEL SAĞLIK İŞ


