Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tiroid kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor

Kaynak İHA Tiroid nodülleri toplumda oldukça sık görülürken uzmanlar, her

Tiroid nodülleri toplumda oldukça sık görülürken uzmanlar, her nodülün kanser veya ameliyat nedeni olmadığını vurguluyor. Prof. Dr. Ahmet Cem Dural, tiroid kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerken modern cerrahi yöntemler ve yeni teknolojiler hakkında önemli bilgiler verdi.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin

Eylül ayının Tiroid Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle tiroid nodülleri ve tiroid kanserine ilişkin farkındalık çalışmaları hız kazandı. Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Cem Dural, tiroid bezinde tespit edilen her nodülün ameliyat gerektirmediğini belirterek doğru değerlendirme ve düzenli takibin önemine dikkat çekti.

Her tiroid nodülü kanser anlamına gelmiyor

Tiroid bezinde oluşan nodüllerin boyut, şekil ve içerik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dural, nodüllerin büyük bölümünün iyi huylu olduğunu söyledi.

Bazı nodüllerde yalnızca fizik muayene ve ultrasonografi ile düzenli takip yeterli olabiliyor. Ancak kanser şüphesi taşıyan, ciddi bası oluşturan veya aşırı hormon üretimine neden olan nodüllerde farklı tedavi seçenekleri gündeme geliyor.

Hangi nodüllerde kanser şüphesi artıyor?

Ultrasonografide bazı özellikler nodülün daha yakından incelenmesini gerektirebiliyor.

Düzensiz veya belirsiz sınırlı, katı yapıda olan ve mikrokalsifikasyon içeren nodüller kanser açısından daha yüksek risk taşıyabiliyor. Bu tür durumlarda hekim tarafından gerekli görülürse iğne biyopsisi uygulanabiliyor.

Bunun yanında nodülün boyutunun büyümesi, boyunda baskı oluşturması, nefes alma veya yutma güçlüğüne yol açması da cerrahi değerlendirme gerektirebiliyor.

Aşırı tiroid hormonu üreten ve hipertiroidiye neden olan nodüller de tedavi açısından ayrıca değerlendiriliyor.

Tiroid ameliyatında ses kısıklığı neden yaşanıyor?

Tiroid ameliyatlarının en çok merak edilen konularından biri ses kısıklığı riski.

Prof. Dr. Dural, tiroid bezinin yakınından geçen ve ses tellerinin çalışmasını sağlayan sinirlerin ameliyat sırasında zarar görebilmesinin ses değişikliklerine yol açabileceğini belirtti.

Ancak günümüzde cerrahi tekniklerin gelişmesi ve sinir monitörizasyon sistemlerinin kullanılmasıyla bu riskin önemli ölçüde azaltıldığı ifade ediliyor.

Dural’ın verdiği bilgilere göre kalıcı ses kısıklığı yüzde 0,1’in altında görülürken, geçici ses değişikliği, ses yorulması veya çatallanma gibi sorunlar yaklaşık yüzde 1 oranında ortaya çıkabiliyor.

Yeni teknolojiler ameliyatları daha güvenli hale getiriyor

Tiroid cerrahisinde son yıllarda kullanılan teknolojiler, ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyonların azaltılmasına yardımcı oluyor.

Bunlardan biri sinir monitörizasyonu. Bu sistem sayesinde cerrah, ses tellerini kontrol eden sinirlerin fonksiyonunu ameliyat sırasında takip edebiliyor.

Bir diğer önemli gelişme ise kızılötesi görüntüleme sistemleri. Tiroid bezinin yanında bulunan ve vücudun kalsiyum dengesinde önemli rol oynayan paratiroid bezlerinin ameliyat sırasında daha kolay fark edilmesini sağlayan bu teknoloji, bu yapıların korunmasına yardımcı olabiliyor.

Tiroid bezinin tamamının alınması her zaman gerekmiyor

Ameliyat kararı verilen hastalarda da tiroid bezinin tamamının çıkarılması her zaman zorunlu değil.

Tek bir nodülün aşırı hormon üretmesi durumunda yalnızca nodülün bulunduğu lobun alınması yeterli olabiliyor. Bazı küçük tiroid kanserlerinde de kanserin bulunduğu lobun çıkarılması tercih edilebiliyor.

Ancak tümörün büyük olması, tiroid bezinin dışına taşması, agresif özellik taşıması veya lenf bezlerine yayılması gibi durumlarda bezin tamamının alınması gerekebiliyor.

İzsiz tiroid ameliyatı mümkün mü?

Özellikle genç ve kadın hastalarda boyunda oluşabilecek ameliyat izi önemli bir kaygı oluşturabiliyor.

Klasik cerrahide boyun bölgesindeki kesi mümkün olduğunca küçük ve doğal cilt çizgilerine paralel olacak şekilde planlanırken, günümüzde endoskopik ve robotik cerrahiyle farklı giriş noktaları da kullanılabiliyor.

Bu kapsamda koltuk altı, ağız içi, meme başı, kulak arkası gibi bölgelerden tiroid cerrahisi gerçekleştirilebiliyor.

Robotik sistemlerin kullanıldığı bazı yöntemlerde boyun bölgesinde doğrudan kesi yapılmaması hedefleniyor.

Ablasyon tedavisi cerrahiye alternatif olabilir mi?

Son dönemde dikkat çeken yöntemlerden biri de ablasyon tedavisi.

Radyofrekans veya mikrodalga enerjisi kullanılarak gerçekleştirilen ablasyon, bazı iyi huylu tiroid nodüllerinde ve seçilmiş küçük tiroid kanserlerinde uygulanabiliyor.

Ancak uzmanlar bu yöntemin henüz her hasta için cerrahinin yerine geçtiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Özellikle küçük tümörlerde elde edilen sonuçlar umut verici olsa da uzun dönem sonuçlarının daha fazla değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle ablasyon kararının nodülün yapısı, bulunduğu bölge ve çevre dokularla ilişkisi dikkate alınarak deneyimli ve multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi önem taşıyor.

Erken tanı tedavi başarısını artırıyor

Tiroid nodüllerinin önemli bölümünün iyi huylu olması gereksiz endişelerin önüne geçerken, şüpheli nodüllerin de ihmal edilmemesi gerekiyor.

Boyunda fark edilen yeni bir şişlik veya nodül, yutma ve nefes alma güçlüğü ya da tiroid fonksiyonlarında değişiklik gibi durumlarda uzman değerlendirmesi önem taşıyor.

Uzmanlara göre doğru tanı, uygun takip ve gerektiğinde doğru tedavi yöntemiyle tiroid hastalıklarının önemli bir bölümü başarılı şekilde yönetilebiliyor.