
Skolyoz, toplumda çoğu zaman “omurga eğriliği” olarak bilinse de yalnızca estetik bir duruş problemi değildir. Omurganın yana doğru eğilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle karakterize olan skolyoz, gövdenin üç boyutlu yapısını etkileyebilir.
Skolyoz sandığımızdan daha kapsamlı bir omurga problemi mi?
Skolyoz yalnızca omurganın yana eğilmesi anlamına gelmez. Aynı zamanda omurgada rotasyon gelişir ve gövde üç boyutlu olarak şekil değiştirir. Bu nedenle her bireyin skolyoz yapısı farklı değerlendirilmelidir.
Skolyoz vücudun farklı sistemlerini etkileyebilir
Araştırmalar, skolyozun yalnızca kemik yapıyı değil; gövde asimetrisi, kas aktivasyonu, solunum mekanizması ve vücut farkındalığı üzerinde de etkileri olabileceğini göstermektedir.
Tedavide kişiye özel yaklaşım önem taşıyor
Günümüzde skolyoz fizyoterapisinde öne çıkan yaklaşımlardan biri Schroth Terapisidir. Bu yöntem; rotasyonel açısal solunum, postüral farkındalık, kas dengesinin yeniden düzenlenmesi ve eğriliğe özel egzersizleri içerir.
“Dik dur” uyarısı her zaman yeterli olmayabilir
Skolyozda amaç herkese aynı postürü öğretmek değildir. Her eğriliğin kendine özgü yapısı olduğu için kişiye en uygun ve dengeli duruşun kazandırılması önemlidir.
Bilimsel çalışmalar Schroth Terapisini destekliyor
2016 yılında yayımlanan randomize kontrollü bir çalışmada Schroth egzersizlerinin eğrilik açısının kontrolü ve yaşam kalitesinin artırılması açısından olumlu sonuçlar gösterdiği bildirilmiştir. SOSORT rehberleri de skolyoza özgü egzersizleri konservatif tedavinin temel bileşenlerinden biri olarak önermektedir.
Skolyoz yönetiminde aktif hasta dönemi
Modern fizyoterapi anlayışında birey, tedavi sürecinin aktif bir parçası olmalıdır. Skolyoz yönetiminde doğru değerlendirme, kişiye özel egzersiz programı ve beden farkındalığı sürecin temelini oluşturur.
Skolyoz bir engel olarak görülmemelidir. Doğru fizyoterapi yaklaşımıyla bireylerin günlük yaşam kalitesi desteklenebilir.


