Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Pozitif ol’ baskısı nelere yol açıyor? Toksik pozitiflik kültürünü tanıyalım: Her zaman mutlu olmak zorunda mıyız?

Kaynak HABER MERKEZİ ‘Pozitif enerjini yüksek tut’, ‘Kötü düşünme’, ‘Her

‘Pozitif enerjini yüksek tut’, ‘Kötü düşünme’, ‘Her şeyde bir hayır vardır’ gibi cümleler ilk başta motive edici durabilir. Ancak modern çağın sinsi psikolojik tuzaklarından biridir. Sürekli mutlu görünme ve mutlu olma zorunluluğu ruh sağlığını içten içe kemiriyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin

İnsan ruhu neşe, heyecan, huzur kadar öfke, korku, üzüntü gibi duyguları da deneyimlemek üzere tasarlandı. Bu duygular bir sorun, sınır ihlali veya dinlenmek gerektiğini haber veren alarm sistemi gibidir. 

‘POZİTİF OL’ BASKISI

Ancak toksik pozitiflik kültürü bu duyguları hissetmenin ‘başarısızlık’ veya ‘zayıflık’ olduğunu söylüyor. Üzülen veya öfkelenen insan çevresinden gelen ‘pozitif ol’ baskısıyla gülümseyen bir maske takmaya zorlanıyor. Bastırılmış duygular yok olmuyor, bedende birikerek kronik anksiyete, psychosomatik ağrılar ve ani öfke patlamalarına zemin hazırlıyor. 

Zor dönemden geçen birine ‘Güzel düşün güzel olsun’ gibi motive edici söz söylemek onun yaşadığı acıyı yok saymak anlamına gelebiliyor. Buna psikolojide “duygusal geçersizleştirme” denir. Bu yaklaşım bireyin yalnızlaşmasına neden olur. 

HER DUYGUYU KABUL ETMEK GEREK

Psikolojik dayanıklılık her durumda pozitif kalmaya çalışmak değil, durumun getirdiği her hissi kabul etmek, olaylardan ders çıkararak ilerleyebilmektir. Bunun için duyguları bastırmamak, öfke veya üzüntüyü yaşamak önemlidir. Aynı zamanda empati kurmak ve ‘pozitif ol’ baskısı yerine ‘Seni duyuyorum, bu süreçte seninleyim’ diyebilmek gerekir.