Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Memur Reformu Çağrısı: Makas Her Geçen Gün Açılıyor!

Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Genç Sağlık Sendikası

Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Genç Sağlık Sendikası Genel Sekreteri Furkan Ali Çiftçioğlu, kamu personel sisteminin tıkandığını belirterek çarpıcı rakamlar paylaştı: 30 yıllık temizlik işçisinin kıdem tazminatı valinin emekli ikramiyesini geçebiliyor, memurun ölüm yardımı ise işçinin aldığının üçte birinde kalıyor. Çiftçioğlu, ücretten emekliliğe, ölüm yardımından sendikal haklara uzanan kapsamlı bir memur reformu çağrısı yaptı.

Kamu çalışanları arasındaki statü farklarından doÄŸan hak kayıpları yeniden gündemde. Devlet Memurları Konfederasyonu Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Genç SaÄŸlık Sendikası Genel Sekreteri Furkan Ali ÇiftçioÄŸlu, 1965 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu üzerine 60 yılda eklenen düzenlemelerle sistemin bugünün gerçekliÄŸinden koptuÄŸunu söyledi. Aynı devlet çatısı altında aynı iÅŸi yapan iki çalışandan birinin diÄŸerinin iki katı emeklilik ödemesi alabildiÄŸine dikkat çeken ÇiftçioÄŸlu, tabloyu “Kamu personeli rejiminde reform çanları çalıyor” sözleriyle özetledi.

30 YILIN KARŞILIĞINA BİR BAKIŞ

ÇiftçioÄŸlu’nun paylaÅŸtığı 2026 yılı hesaplamalarına göre, 30 yıllık hizmetle emekli olan bir 4/D temizlik işçisinin kıdem tazminatı yaklaşık 1 milyon 986 bin liraya ulaşıyor. Aynı yıl emekli olan bir valinin ikramiyesi ise 1 milyon 827 bin ile 1 milyon 940 bin lira aralığında kalıyor. Yani ilin en üst mülki amirinin emeklilikte aldığı toplu ödeme, aynı ildeki bir temizlik işçisinin gerisine düşebiliyor.

Sendika yöneticisi, bu karşılaÅŸtırmanın işçiye yönelik bir eleÅŸtiri olmadığının altını çizdi: İşçinin aldığı emeÄŸinin karşılığı; sorun, memurun sistematik olarak düşük almasında. Nitekim aynı tabloda 30 yıllık öğretmen ve hemÅŸirenin ikramiyesi yaklaşık 1 milyon 488 bin, üniversite mezunu düz memurunki ise 1 milyon 218 bin lira düzeyinde. ÇiftçioÄŸlu, bu tutarın bugün İstanbul’da ortalama bir konutun ancak beÅŸte birine yettiÄŸini vurguladı.

Farkın matematiÄŸini de açıklayan ÇiftçioÄŸlu, işçinin tazminatının ikramiye ve sosyal yardımlar dahil “giydirilmiÅŸ ücret” üzerinden, memurun ikramiyesinin ise çoÄŸu ek ödemenin dışarıda bırakıldığı dar bir kesenek matrahı üzerinden hesaplandığını belirtti. Kamu işçisi toplu iÅŸ sözleÅŸmesi sayesinde yılda fiilen 14 maaÅŸ düzenine yaklaşırken memurun 12 maaÅŸta kaldığını hatırlatan ÇiftçioÄŸlu, reformun ilk adımı olarak tüm ek ödemelerin emekli keseneÄŸine yansıtılmasını ve memura yılda en az iki ikramiye ödenmesini önerdi.

ÖLÜM YARDIMINDA ÜÇ AYRI TARİFE: ACI AYNI, ÖDENEK FARKLI

ÇiftçioÄŸlu’nun gündeme taşıdığı bir diÄŸer adaletsizlik ise ölüm yardımı ödeneklerindeki uçurum oldu. Temmuz 2026 itibarıyla güncellenen tutarları paylaÅŸan ÇiftçioÄŸlu, yaÅŸanan kaybın aynı olmasına raÄŸmen devletin biçtiÄŸi tutarın statüye göre ciddi biçimde deÄŸiÅŸtiÄŸini söyledi.

Buna göre güncel ölüm yardımı ödenekleri şöyle:

Statü Ölüm Yardımı Tutarı

Emekli milletvekili 89.108,75 TL

4/D kamu işçisi 80.342,40 TL

Memur 29.934,73 TL

Çiftçioğlu, farkın burada da bitmediğini ifade etti: Memurun eşi veya çocuğu vefat ettiğinde ödenek yarıya düşerken, 4/D işçilerde eş-çocuk ayrımı yapılmaksızın tam ödeme yapılıyor. Çiftçioğlu, vergi ve kesintiye tabi olmayan, haczedilemeyen ve bekletilmeden ödenen bu ödeneğin, en acı günde bile statü hiyerarşisini çalışanın karşısına çıkardığını, bunun kamudaki eşitsizliğin en çıplak fotoğraflarından biri olduğunu kaydetti.

SAĞLIKTA ALARM: HEKİM BAŞINA YILDA 4 BİN 300 HASTA

Bir saÄŸlık sendikası yönetim kurulu üyesi olarak saÄŸlık çalışanlarının tablosuna özel olarak deÄŸinen ÇiftçioÄŸlu, Türkiye’de bir hekimin yılda ortalama 4 bin 300 hastaya baktığını, OECD ortalamasının ise bin 500 civarında olduÄŸunu aktardı. OECD’nin “SaÄŸlığa Bir Bakış 2025” raporuna atıf yapan ÇiftçioÄŸlu, Türkiye’de bin kiÅŸiye 2,9-3,1 hemÅŸire düştüğünü, bu sayının 9,2 olan OECD ortalamasının üçte birinin dahi altında kaldığını; Finlandiya’da aynı oranın 18,9, Almanya ve Japonya’da 12 olduÄŸunu söyledi.

<!–

Gözden kaçırmayın

–>

Hekim başına düşen 1,2-1,3 hemÅŸire oranının, OECD’nin “hemÅŸire açığı ve aşırı iÅŸ yükü riski” kategorisi için belirlediÄŸi kritik eÅŸiÄŸe denk geldiÄŸini belirten ÇiftçioÄŸlu, servislerde tek başına 30-40 hastayla nöbet tutan hemÅŸireler için tükenmiÅŸliÄŸin meslek hastalığına dönüştüğünü, ücret ve çalışma koÅŸulları iyileÅŸtirilmeden ne hemÅŸire sayısının artırılabileceÄŸini ne de yurt dışına göçün durdurulabileceÄŸini vurguladı.

“AYNI KORİDORDA ÜÇ AYRI BORDRO”

Çiftçioğlu, aynı kamu binasında aynı temizliği yapan üç kişinin bugün üç ayrı statüde çalışabildiğine işaret etti: kadrolu işçi, yardımcı hizmetler sınıfı memuru ve sözleşmeli personel. Üçünün de fiilen aynı işi yaptığını ancak bordrolarının, sosyal haklarının ve üye olabildikleri sendikaların tamamen ayrıştığını belirten Çiftçioğlu, işe alım tarafında da çifte standart bulunduğunu söyledi: Bir kurum KPSS şartı dahi aramadan yalnızca sözlü sınavla işçi alırken, bir başka kurum aynı hizmet için hiç mülakat yapmadan salt KPSS puanıyla sözleşmeli personel istihdam edebiliyor. Çiftçioğlu, aynı yemekhanede yemek yiyip aynı iş yükünü paylaşan insanların ay sonunda çok farklı rakamlar görmesinin kurum içindeki adalet duygusunu her gün yeniden zedelediğini, bu ortamda aidiyetin de verimin de gelişemeyeceğini dile getirdi.

“GREV HAKKI OLMAYAN SENDİKANIN DERNEKTEN FARKI YOK”

Toplu sözleÅŸme düzenini de eleÅŸtiren ÇiftçioÄŸlu, 2010 Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle memurlara tanınan toplu sözleÅŸme hakkının grev hakkından yoksun kurgulandığını, uyuÅŸmazlık halinde son sözü söyleyen Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun bileÅŸiminin ağırlıkla kamu tarafınca belirlendiÄŸini hatırlattı. 7. ve 8. dönem toplu sözleÅŸme süreçlerinin uzlaÅŸmazlıkla hakem kuruluna gittiÄŸini ve kurulun kamu iÅŸvereni teklifine yakın kararlar verdiÄŸini belirten ÇiftçioÄŸlu, masada bir tarafın eli kolu baÄŸlıysa ortaya çıkan metnin sözleÅŸme deÄŸil tebliÄŸ niteliÄŸi taşıyacağını, Türkiye’nin tarafı olduÄŸu ILO sözleÅŸmeleri ile AİHM içtihatlarının da grev hakkını sendika özgürlüğünün ayrılmaz parçası saydığını ifade etti.

ÇiftçioÄŸlu, memurların sendika üyelik ve istifa iÅŸlemlerinin 2026 Türkiye’sinde hâlâ üç nüsha ıslak imzalı formla yürütülmesini de eleÅŸtirdi. Bir vatandaşın e-Devlet’ten siyasi partiye üye olabildiÄŸini, işçilerin 2013’ten bu yana sendika iÅŸlemlerini e-Devlet’ten yapabildiÄŸini hatırlatan ÇiftçioÄŸlu, memur için istifa dilekçesini kurum amirine elden verme zorunluluÄŸunun sendikal baskıya kapı araladığını, 2020’de üst düzeyde duyurulan e-Devlet entegrasyonu sözünün aradan geçen altı yılda tutulmadığını, maliyeti sıfıra yakın bu adımın reformun en kolay ve en sembolik baÅŸlangıcı olabileceÄŸini söyledi.

3600 EK GÖSTERGE

2018 seçimleri öncesinde polis, öğretmen, hemÅŸire ve din görevlileri için verilen 3600 ek gösterge sözünü de hatırlatan ÇiftçioÄŸlu, 2022’de yapılan düzenlemenin beklentinin gerisinde kaldığını ve pek çok unvanın kapsam dışında bırakıldığını, 2023 seçimleri öncesinde dile getirilen ve yaklaşık 500 bin memuru ilgilendiren “birinci dereceye yükselen tüm memurlara 3600” vaadinin ise halen beklemede olduÄŸunu kaydetti. Ek göstergenin yalnızca teknik bir katsayı olmadığını, otuz yıllık emeÄŸin emeklilikteki karşılığını belirleyen temel parametre olduÄŸunu vurgulayan ÇiftçioÄŸlu, tekrarlanan ancak tutulmayan sözlerin memurun devlete güvenini her toplu sözleÅŸme döneminde biraz daha aşındırdığını, reformun meÅŸruiyetinin önce verilmiÅŸ sözlerin tutulmasından geçtiÄŸini belirtti.

REFORM İÇİN YOL HARİTASI

ÇiftçioÄŸlu’na göre kapsamlı reformun baÅŸlangıç noktası, onlarca kalemden oluÅŸan ve kimsenin tam çözemediÄŸi ücret mimarisinin sıfırdan kurulması. Sendika yöneticisinin sıraladığı adımlar şöyle: Çalışırken alınan her ödemenin emekli keseneÄŸine dahil edilmesi, memurun yıl ortasında üst vergi dilimine girerek fiilen zam kaybı yaÅŸamasına yol açan vergi adaletsizliÄŸinin giderilmesi, kadrolu-sözleÅŸmeli-vekil-ücretli biçiminde parçalanmış statülerin tek güvenceli statüde birleÅŸtirilmesi ve görevde yükselme sınavlarının düzenli takvime baÄŸlanarak mülakat keyfiliÄŸinden arındırılması.

Sendikalaşma özgürlüğünün bu yapının demokratik güvencesi olarak reforma eşlik etmesi gerektiğini belirten Çiftçioğlu, kamu hizmetinin kalitesinin o hizmeti üreten insanın onurundan bağımsız düşünülemeyeceğini de sözlerine ekledi.