Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DSÖ’den ‘Türkiye’ açıklaması: COP31 sağlık gündeminin öncülerinden biri haline geldi

Campbell-Lendrum ve DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün küresel

Campbell-Lendrum ve DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün küresel sağlık meselelerinin ele alındığı haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

COP31 için gelecek hafta Türkiye’de dünya liderleriyle bir araya geleceğini aktaran Ghebreyesus, “DSÖ olarak bir kez daha iklim krizinin aslında bir sağlık krizi olduğunu ve iklim eylemi için en güçlü gerekçenin sağlık olduğunu vurgulayacağız.” dedi.

İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin geleceğe dair teorik bir riskten ibaret olmadığının altını çizen Ghebreyesus, bunun etkilerinin hissedildiğini vurguladı.

Ghebreyesus, “İklim krizi, salgın hastalıkları tetikleme, kalp ve akciğer hastalıkları, kanser ve astım vakalarının artmasına yol açıyor ve sağlıklı beslenmeye erişimi daha maliyetli hale getiriyor.” ifadesini kullandı.

Son dakika… Ela Rümeysa Cebeci ve Sadettin Saran hakkında karar! ‘Mesajlar film replikleri’

“TÜRKİYE, COP MÜZAKERELERİ KAPSAMINDA SAĞLIK GÜNDEMİNİN ÖNCÜLERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ”

AA muhabirinin, “Sayın Ghebreyesus, gelecek hafta COP31 için Türkiye’de olacağını bildirdi. Türkiye, ‘iklim diplomasisi’ alanında aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin başkanlığında gerçekleştirilecek bu zirveden ne tür sonuçlar bekliyorsunuz? Sizce bu zirve, diğerlerinden farklı olacak mı?” sorusuna Campbell-Lendrum, “Türkiye, COP müzakereleri kapsamında sağlık gündeminin öncülerinden biri haline geldi. Nitekim Türkiye, iklime dirençli ve dinamik sağlık sistemlerini COP31 için belirlediği 10 öncelikten biri haline getirdi. Bunu somut bir ilerleme olarak görüyoruz.” yanıtını verdi.

Campbell-Lendrum, COP31’in ilk gününde oldukça kapsamlı bir “sağlık günü” düzenlenecek olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerinin altını çizdi.

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus’un da bu etkinlikte yer alacağına işaret eden Campbell-Lendrum, iklim ve sağlık konusundaki mesajlarını burada yineleyeceğini belirtti.

Campbell-Lendrum, “(COP31’de) Önemli bir ilerleme kaydedilmesini umuyoruz. Son 30 COP zirvesinin temel gündem maddelerinde somut adımlar atıldığını görmeye ihtiyacımız var.” diyerek, temel gündem maddeleri arasında iklim değişikliğini tetikleyen ve sağlık risklerini artıran karbon emisyonlarının azaltılması, halihazırda yaşanılan iklim değişikliğinin etkilerine karşı insanların korunması ve finansman konularının yer aldığına dikkati çekti.

İklim değişikliğine en az katkıda bulunanların bu değişikliğe karşı en savunmasız olanlar olduğunu vurgulayan Campbell-Lendrum, “Öne sürdüğümüz sağlık temelli argümanların, geçmiş 30 COP zirvesinde gördüğümüzden daha güçlü eylemleri teşvik etmeye yardımcı olacağına dair büyük bir umut taşıyoruz.” dedi.

Son dakika… Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül hakkında yeni karar! Etkin pişmanlıktan yararlandı

“KDC’DE ŞU ANA KADAR 10 BİNDEN FAZLA EBOLA VAKASI VE 5 BİN ÖLÜM BİLDİRİLDİ”

Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 10 binden fazla Ebola vakası ve 5 bin ölüm bildirildiğine işaret etti.

Bazı bölgelerde bulaşma hızı yavaşlasa bile yeni salgın odaklarının ortaya çıkmaya devam ettiğini söyleyen Ghebreyesus, “Yerinden edilmeler, yağışlı hava koşulları, sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar ve uzak bölgelere ulaşımda yaşanan zorluklar, müdahale çalışmalarını güçleştiriyor. KDC, bu yıl şimdiye dek 60 binden fazla vaka ve 1800 ölümle, son yılların en kötü kolera salgınlarından birini yaşıyor.” diye konuştu.

Ghebreyesus, Kenya’da ölümle sonuçlanan 9 Ebola vakasının bildirildiğini, Nijerya’da ise 1 vakanın doğrulandığını aktardı.

Kenya ve Nijerya’yı, dışarıdan gelen bu vakalara karşı gösterdikleri hızlı müdahale ve şeffaf raporlama süreçleri dolayısıyla takdir eden Ghebreyesus, şunları söyledi:

“Bu durum, ülkeler iyi hazırlandıklarında vakaları yönetebileceklerini ve hastalığın yayılmasını sınırlayabileceklerini gösteriyor. Seyahat kısıtlamaları getiren ülkelere, bu kısıtlamaları kaldırmaları çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kısıtlamalar, doğru olanı yapan ülkeleri cezalandırmakta, şeffaflığın önünde engel oluşturmakta ve müdahale çalışmalarına zarar vermektedir.”

Ghebreyesus, geçen ay Ebola virüsüne karşı onaylı olan ancak Bundibugyo virüsüne karşı onayı olmayan Ervebo’nun kullanıldığı bir aşı denemesinin başlatıldığını anımsattı.

DSÖ uzman grupları, söz konusu denemeye, özellikle Bundibugyo virüsüne karşı geliştirilmiş 2 aşı adayının daha eklenmesini önerdiğini aktaran Ghebreyesus, “Bu adaylar, Oxford Üniversitesi ile Hindistan Serum Enstitüsünce geliştirilen “ChAdOx1 BDBV” ve Moderna’nın “mRNA-1469″ adlı aşılarıdır. Deneme, DSÖ dahil ulusal ve uluslararası ortakların desteğiyle KDC Ulusal Biyomedikal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülüyor.” dedi.

Ghebreyesus, Sudan’da 3 yıldan fazla süren savaşın, dünyanın en büyük insani ve sağlık krizlerinden birine neden olduğunun altını çizdi.

Sudan’ın, yaşananlara rağmen uluslararası toplum tarafından unutulmuş ve görmezden gelinmiş durumda olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, şunları kaydetti:

“Sağlık hizmetlerine erişim, güvenlik sorunları, ilaç ve sağlık çalışanı eksikliği, insani yardıma erişimdeki kısıtlamalar ve sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar nedeniyle ciddi şekilde kısıtlanıyor. DSÖ, çatışmanın başlamasından bu yana 230’dan fazla saldırıyı doğruladı ve bu saldırılar, 2 binden fazla ölüme ve yüzlerce yaralanmaya neden oldu. Son zamanlarda artan insansız hava aracı saldırıları, siviller ve kritik sivil altyapı üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip.”

Dünyanın gözü ABD’den gelen sonuçlarda! İşte ABD’deki seçim hezimetinin nedeni! Trump’ın en yakın adamı açıkladı