
İsrail’in Orta DoÄŸu’da Lübnan ve Gazze baÅŸta olmak üzere iÅŸgal politikası devam ediyor. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail birlikleri Cemle ile Saysun’u birbirine baÄŸlayan yolda ilerleyerek bölgede piyade unsurlarının bulunduÄŸu bir çadır kurdu.
İsrail ordusunun ayrıca Dera’nın batısındaki Abidin köyü yakınlarında bulunan Tel el-MaÄŸr bölgesinde de yeni bir askeri nokta oluÅŸturmaya baÅŸladı.
Kaynaklar, söz konusu askeri noktanın halen bölgede varlığını sürdürdüğünü ve İsrail askerlerinin konuşlanmaya devam ettiğini aktardı.
İsrail ordusu, BeÅŸar Esad rejiminin yıkılmasının ardından, 1974’te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması AnlaÅŸması’nı ihlal ederek Suriye’nin güneyinde iÅŸgal ettiÄŸi Dera ve Kuneytra illerinde 10 üs ve askeri nokta inÅŸa etmiÅŸti.

1974 KUVVETLERİN AYRIŞTIRILMASI ANLAŞMASI NEDİR?
AnlaÅŸma, 6 Ekim 1973’te sona eren savaşın ardından Suriye ile İsrail arasında 31 Mayıs 1974’te İsviçre’nin Cenevre kentinde BirleÅŸmiÅŸ Milletler, Sovyetler BirliÄŸi ve ABD temsilcilerinin huzurunda imzalandı.
Anlaşma kapsamında İsrail (mavi) ve Suriye (kırmızı) olmak üzere iki ayrım çizgisi konularak aralarında bir tampon bölge oluşturuldu.
Tampon bölgede, bölgenin Suriye egemenliÄŸi altında olması ÅŸartıyla, anlaÅŸmanın uygulanmasının izlenmesinden Suriye Golan Tepeleri’nde görev yapan BM AteÅŸkes Gözlem Gücü (UNDOF) sorumlu kılındı.
AnlaÅŸmada ayrıca “UNDOF’un ateÅŸkesin sürdürülmesini ve sıkı ÅŸekilde uyulmasını temin için çalışacağı; ayırma ve sınırlandırma alanlarına iliÅŸkin ek protokolü denetleyeceÄŸi” belirtildi.
AnlaÅŸmada, “(BM gücü) misyonunu yerine getirirken genel olarak geçerli Suriye yasalarına ve düzenlemelerine uyacak ve yerel sivil idarenin çalışmalarını engellemeyecektir.” ifadesi yer aldı.
Aynı zamanda misyonun “hareket özgürlüğünden, iletiÅŸimden ve görevi için gerekli diÄŸer olanaklardan yararlanacağı, savunma niteliÄŸinde bireysel silahlarla donatılacağı ve bu silahları yalnızca meÅŸru müdafaa amacıyla kullanacağı” belirtildi.
UNDOF’un BMGK’nın yetkisi altında olduÄŸu, anlaÅŸma uyarınca denetimler yapacağı ve bu konuda taraflara her 15 günden az olmamak ÅŸartıyla düzenli ÅŸekilde rapor vereceÄŸi kaydedildi.
GOLAN’DA KİMLER YAÅžIYOR?
Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 5 Haziran 1967’den bu yana iÅŸgal altında tutan İsrail, daha sonraki adımında bölgeyi ilhakını duyursa da bu uluslararası toplum tarafından tanınmadı.
Suriye DışiÅŸleri Bakanlığının sitesinde, Golan’ın iÅŸgal altındaki alanının yüz ölçümünün 1150 kilometrekare olduÄŸu, Kuneytra ve Fik kentlerinin yanı sıra 137 köy ve 112 tarım arazini kapsadığı bilgisi bulunuyor.
Raporda, Golan’da Suriye Arap köylerinin enkazı üzerinde yayılmış 45 yasa dışı İsrail yerleÅŸim birimi bulunduÄŸu belirtiliyor.
İsrail Meclisinde 14 Aralık 1981’de Golan Tepeleri’nin ilhak edilmesini, İsrail yasalarının, yargısının ve yönetiminin dayatılmasını öngören “Golan Yasası” onaylandı.
Fakat BMGK, 17 Aralık 1981’de “yasanın geçersiz olduÄŸunu ve uluslararası düzeyde hukuki bir etkisi olmadığını” belirten 497 sayılı kararla bu adıma hızlı ÅŸekilde yanıt verdi ve Tel Aviv’den bu kararı iptal etmesini istedi.
Tarihler 25 Mart 2019’u gösterdiÄŸinde dönemin ABD BaÅŸkanı Donald Trump tarafından imzalanan kararla, “Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliÄŸini ABD’nin resmen tanıdığı” ilan edildi.
İşgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki nüfusun yaklaşık 40 bin olduÄŸu, yarısından fazlasının Dürzi kökenli Suriyeli, geri kalanının ise İsrailli yerleÅŸimciler olduÄŸu tahmin ediliyor.
Dürzi kökenli Suriyelilerin büyük kısmı İsrail ordusunda hizmet etmeyi reddediyor.

GOLAN TEPELERİ İSRAİL İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
İsrail DışiÅŸleri Bakanlığı internet sitesindeki açıklamasında “bölgenin stratejik öneminin İsrail’in Celile bölgesine bakan konumunun yanı sıra Taberiye Gölü’nün İsrail’in ana su kaynağı olmasından ve bu gölün üçte birinin Golan Tepeleri’nden gelen suyla beslenmesinden kaynaklandığı” belirtildi.
İsrailli sivil toplum kuruluÅŸu Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 2019’da yayımlanan bir raporda, “Stratejik Golan Tepeleri’nin paha biçilemez savunma avantajları saÄŸladığı, Tel Aviv’in caydırıcı gücünü artırdığı” belirtildi.
Raporda Golan’ın İsrail’in kuzeydoÄŸusunda, yüksekliÄŸi en fazla 1000 ila 1200 metre arasında deÄŸiÅŸen, toplam alanı 1800 kilometrekare olan kayalık bir plato olduÄŸu, Ürdün Nehri ile Taberiye Gölü’nün batı sınırlarını çizdiÄŸi, Yermuk Nehri’nin ise güney sınırını belirlediÄŸi, doÄŸuda ise havza hatlarıyla sınırlandığı kaydedildi.
Åžeyh Dağı’nın (bir kısmının İsrail sınırları içinde yer aldığı belirtiliyor) Golan Tepeleri’nin kuzey sınırını çizdiÄŸi aktarılan raporda, “Åžeyh Dağı, sadece 60 kilometre doÄŸuda bulunan Åžam’dan ve Akdeniz’deki Hayfa Körfezi’ne kadar olan bölgenin tamamını gözlemlemek için mükemmel bir nokta. Golan Tepeleri, Ürdün Nehri Vadisi, Celile ve Åžam’ın giriÅŸlerini kontrol altında tutuyor.” ifadelerine yer verildi.
İsrail’in Golan’ın kuzeyindeki Åžeyh Dağı’nın zirvelerinden birinin üzerindeki kontrolünün, aynı zamanda kendisine istihbarat bilgileri toplama konusunda inanılmaz imkanlar saÄŸladığına dikkat çekildi.
Bu durumun, Suriye topraklarının derinliklerinde elektronik şekilde gözetlemenin kullanılmasının yanı sıra olası bir saldırı karşısında erken uyarı olanak tanıdığı belirtildi.
Raporda, Suriye rejiminin sinir sisteminin baÅŸkent Åžam’da bulunduÄŸuna iÅŸaret edilerek, Golan’ın Åžam’a yakınlığının ciddi ÅŸekilde caydırıcılık deÄŸerine sahip olduÄŸu ifade edildi.

