
Bakan Şimşek’in açıklamaları şöyle:
Arz şoku var. Ham petrol ve doğalgaz sevkiyatını etkileyen bir şok değil. Hürmüz Boğazı’nın çevresinde ciddi petro kimya üretimi var. Gübre üretiminin 3’te 1’inden fazlası orada. Gübreden çip üretimine kadar aklınıza gelen birçok ham madde ya orada işleniyor ya da ham madde orada. Endişeyle izlemek zorundasınız. Dünyanın her yerindeki fiyatlamayı etkiliyor. Mesela giyimde artış görüyorsunuz. Giyimdeki polyester petro kimya ürünü. Birinci etkiler var. Petrol fiyatları birincil etkiler. Bir de ikinci etkiler var. Bu şok dünyada çok boyutlu bir şok. Küresel büyümeyi etkiliyor. Enflasyon yükseliyor. Enflasyonun yükselmesi küresel faizleri etkiliyor. Bu büyümeyi etkiliyor. Bizim gibi petrol, petro kimya ürünlerini dışardan temin eden ülkelerin dış dengesini bozuyor. Bu nedenlerle çok yönlü bir şok. Ticaretimiz etkileniyor. Bu bölge bizim ihracat yaptığımız bir bölge. Dolaylı etkiler çok boyutlu.
Biz yoğun bir şekilde takip ediyoruz. Başlangıçta beklenti şuydu; birkaç hafta içerisinde bitecek. 200 gün oldu. Dolayısıyla bu şok öngörülenden uzun sürdü. Küresel petrol arzına baktığımızda bugünkü şokun etkisine baktığımızda geçmişte yaşanan şokların etkisinden daha büyük. Bu şok olmasaydı enflasyon yüzde 20’nin bir tık altıyla yüzde 20’nin bir tık üzerinde olma ihtimali yüksekti. Bugünkü fiyatlamalara baktığımızda en az 5 puanlık ilave bir etki var. Bu süreç uzadıkça etkileri daha yoğun olabilir.
“SAVAŞIN EKONOMİYE ETKİSİ VAR AMA YÖNETİLEBİLİR DÜZEYDE”
Dünya karmaşıktır. Dünya karmaşık olduğu için ekonomistler modeller yapar. Dünyayı basitleştirirler. Örneğin ne diyoruz, petrolün varil fiyatı 90 dolar olursa, enflasyon şu olur, bu olur diye varsayımda bulunuyoruz. Her ihtimale karşı senaryo yapıyoruz. Geçen sene OVP’yi yaptığımızda piyasa ne bekliyordu? Uluslararası kurumlar ne bekliyordu? 2026’da petrolün varil fiyatı 65 dolar bekleniyordu. 118 doları buldu. Bu şokları öngörüp program yapmamız mümkün değil. Ben bahane bulmuyorum. Geçen sene zirai don yaşadık. Meyveyi çok kötü vurdu. Yazın da kuraklık yaşadık. Bunlar etkilemiyor dersem doğru olmaz. Enflasyon hedeflerini tutturamadığımızda bunlara da sığınmam. Çünkü yapısal konular da var. Savaşın etkisi önemli. Yönetilebilir bir şok. OVP’nin tasarımı, önemli makro riskleri yönetmekle ilgiliydi. 2023’te çok büyük bir deprem oldu. Türkiye’nin çok büyük kaynak ihtiyacı vardı. Kaynağı piyasadan elde etmeseydiniz enflasyonun 3 haneye çıkma ihtimali vardı. İşte bu programın tasarımındaki amaç bu yüksek riskleri yönetmekti. 2023-2024’te önceliği makro finansal ihtiyaca verdik. 2024-2025’te amaç dezenflasyonun başlaması, cari dengenin yönetilebilir düzeyde tutulmasıydı. Biz tamponlar inşa ettik. Şoklara karşı rezerv biriktirdik.
Enflasyonun düşmeye başlaması, bütçe disiplinin tesisi ve en kritik bileşen şu oldu: Biz tabiri caizse tamponları inşa ettik. Öyle zor bir coğrafyada yaşıyoruz ki. Gelişmeleri siz belirlemiyorsunuz. Bize kalsa savaşın olmaması lazım. Ama engelleyemezsiniz.
Bütçe açığı şu ana kadar bugünkü fiyatlarla 4.1 trilyon lira depreme harcadık. Dolar karşılığı 93 milyar dolar. Bu harcamayı yaptık. Ona rağmen bütçe açığı AB’nin maksimum kriteri var. Bütçe açığınız milli gelire oranı yüzde 3 ün altındaysa siz iyisiniz demektir. Bizim 2.9 oldu. Bunun ne faydası var diyeceksiniz? Bakın savaş başladı, petrol fiyatları fırladı. Toplantılar yapıyoruz, bu şoka karşı ne tedbirleri alabiliriz? diye. Bizim bütçede alanımız var dendi. Eşel mobil sistemini devreye alabildik. Savaştan bir gün önce Ankara için konuşuyorum, mazotun fiyatı yaklaşık 60 lira benzin 59 lira civarı. Eğer bu şok tam yansıtsaydık, mazot 95 liranın benzin de 80 lira civarına gelecekti. Biz eşel mobili devreye aldık ve vatandaşımızı bu şoka karşı koruduk.
Bu programın başında kural bazlı gideceğiz dedik. Uluslararası normlara uygun hareket ederek öngörülebilirliği sağlayacağız dedik. 2024’ün ilk 3 ayında, seçimin arefesinde bir dalga oluştu. Bu programın ardında siyasi bir iradeniz olmazsa teknik bir kapasiteniz ne olursa olsun sonuç alamazsınız.

