Akdeniz Üniversitesi’nde (AÜ) kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji CAR-T yönteminin uygulanacağı İleri SaÄŸlık AraÅŸtırma Merkezi kuruldu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezi ve tedaviye dair detayları CNN TÜRK canlı yayınında anlattı.
DHA Muhabiri İrem Başdaş: Hocam, 14 Mart Tıp Bayramınız kutlu olsun. Bu merkezin açılış sürecini anlatır mısınız?
Prof. Dr. Özlenen Özkan: Ben de bu vesileyle tüm hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamak isterim. 2020 yılında göreve geldiğimizde Ömer Hoca ile birlikte bir fikrimiz ve bir projemiz vardı. Bildiğiniz gibi biz organ nakli yapıyoruz. Aslında bu üniversitenin kuruluş felsefesi de bu alana dayanıyor. Amacımız organ nakli ve kanser üzerine araştırmalar yapmak ve yeni tedavi yöntemleri geliştirmekti. Bu fikri Cumhurbaşkanımızla paylaştığımızda o da projeyi çok beğendi. Kendisine teşekkür ediyoruz. Onun desteğiyle bu güzel binayı planladık ve hayata geçirdik. Bu süreç yaklaşık beş yıllık bir serüvendi.

Baktığımız zaman kanserde en çok insanları mustarip eden lenfoma ve lösemilerdi açıkçası. Bu anlamda bizim ilk hedefimiz lanfoma üzerine oldu ve dünyada ÅŸu anda en çok kullanılan, en yeni teknik “CAR-T” hücresel tedaviler. Bu anlamda da biz öncelikle cumhurbaÅŸkanlığımızın desteÄŸiyle ve yüzde 50’si de belki daha fazlası, üniversitemizin bilimsel araÅŸtırma projeleriyle beraber bu projeyi kurguladık. Bu “CAR-T” hücre tedavileri ne için planladık? Özellikle lenfoma tedavisi görmüş ancak baÅŸarısız olmuÅŸ, çok dirençli hastalar, bu hücresel tedavi gruplarına aday hastalar. Dünyada 7 ülkede yapılıyor sadece ve yüzbinlerce dolarlık tedavi masrafları oluyor bunların. Bunları da göz önüne aldığımız zaman bunun yerli ve milli olması adına çok önemli olduÄŸunu düşünüyorum. Bu merkezin baÅŸka bir özelliÄŸi de hem research yapılabilmesi hem de o research’ün hemen hastalara kliniÄŸe uygulanması. Türkiye’de böyle bir merkez bildiÄŸim kadarıyla yok. Hem research’ün hem klinik tedavinin uygulandığı çok önemli bir merkez olacak burası. 15 Nisan itibariyle de bu hastalarımızı almaya baÅŸlamayı hedefliyoruz.

Buradaki tedavi, hastanın kendisinden alınan kanın tekrar muamele görerek kendisine nakledilmesiyle yapılıyor. Kemoterapiyi bir hayli azaltıyor. Bu anlamda baÅŸarılı oranlar yüzde 95’in üzerinde. O anlamda çok teÅŸekkür ediyorum tekrar CumhurbaÅŸkanımıza bu desteklerinden dolayı. Türkiye’de bu merkezin olması, özellikle hastaların baÅŸka yerlerde tedavi aramasının önüne geçecek ve çok maliyetli. Herkesin de gidebildiÄŸi tedaviler deÄŸiller bunlar. Bu anlamda ben gurur duyuyorum. 14 Mart gibi önemli bir gün de bu merkeze sahip olduÄŸumuz için Türk halkına bu hizmeti verebileceÄŸimiz için gerçekten çok heyecanlıyım. Sadece kan kanseri deÄŸil, baÅŸka hedeflerimiz de var.

DHA Muhabiri İrem BaÅŸdaÅŸ: Hocam “CAR-T” hücre tedavisi nasıl yapılacak? Hastalar üzerinde nasıl etkileri olacak?
Prof. Dr. Özlenen Özkan: Öncelikle şunu ifade edeyim. Biz ilk dün bu haberi verdik, 14 Mart arifesinde. O kadar çok hasta ve doktor bu merkezi aradı ki bu çağının peşinde olmaları da beni açıkçası şaşırttı. İnşallah biz burada onlara şifa veririz. Bu tedavide hastalardan kan alınacak ve bu kan başka bir merkeze gönderilmeyecek. Tüm işlemler burada, kendi laboratuvarımızda yapılacak. Hücrelere genetik mühendisliğiyle bazı hedefler yüklenecek. Daha sonra bu hücreler adeta birer asker gibi güçlendirilerek sayıları artırılacak. Yaklaşık 10 gün içinde tekrar hastaya verilerek hastanın kansere karşı mücadelesi güçlendirilecek.

DHA Muhabiri İrem Başdaş: Bu tedavinin yurt dışında oldukça maliyetli olduğunu biliyoruz. Peki, bu merkezde maliyetler düşürülecek mi?
Prof. Dr. Özlenen Özkan: Elbette, amacımız da zaten bu. Öncelikle hastalarımızın başka ülkelere gitmesine gerek kalmamasını amaçlıyoruz. En yakın merkezlerden biri İsrail ve oraya gitmeleri zaten çok mümkün değil. Bu tedavinin ülkemizde yapılması stratejik açıdan da çok önemli. Covid döneminde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük. Maliyetleri düşürmemizin nedeni ise bu projeyi tamamen kendi üniversitemizin imkanlarıyla gerçekleştirmiş olmamızdır. Bilimsel araştırma projeleriyle desteklenen bir çalışma oldu. Dünyada bu tedavinin maliyeti yaklaşık 200 bin dolar civarında ve bu yalnızca tedavi maliyetidir. Konaklama ve diğer giderler buna dahil değildir. Biz ise bu tedaviyi çok daha uygun maliyetlerle sunabileceğiz.
DHA Muhabiri İrem Başdaş: Merkezin kurulumu aşamasında bazı maliyetler oldu. Üniversitenin bir kısmını kendisinin karşıladığını biliyoruz. Detayları sizden öğrenebilir miyiz?
Prof. Dr. Özlenen Özkan: Üniversitemizin en çok gelir sağlayan birimi hastanemizdir. Özellikle organ nakli hastanemizin sağladığı gelirler ve tasarruflar sayesinde BAP projelerine kaynak aktarabildik. Bu merkez de aslında bir proje kapsamında planlandı. 15 Nisan itibarıyla bu bütçeyle güzel sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz.

DHA Muhabiri İrem BaÅŸdaÅŸ: Dünyanın 7 sayılı merkezinde yapılabilen bir tedavi Türkiye’de 8.’si Akdeniz Üniversitesi’nde açıldı. Baktığımız zaman çevremizde ilk çevremizde en yakın merkez İsrail ve ÅŸu anda biz olduk. Bize bunun yurt dışından hasta getirisi nasıl olacak?
Prof. Dr. Ömer Özkan: Ben de öncelikle 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle tüm meslektaÅŸlarımızın bayramını kutluyorum. 14 Mart’ta böyle bir müjdeyi verelim diye dün bu merkezin ilk lansmanını gerçekleÅŸtirdik. Burada önemli olan, öncelikle kendi vatandaÅŸlarımıza mümkün olduÄŸunca hizmet verebilmek. İnÅŸallah bunu büyük oranda karşılayabileceÄŸimizi düşünüyoruz. Ancak diÄŸer taraftan bakıldığında, hocamızın da az önce anlattığı gibi, bu tedavinin ülkeye hem prestij hem de stratejik açıdan önemli bir katkısı var. Ayrıca çevre ve dost ülkelere de bu tedavi imkânlarını sunabilme fırsatı doÄŸacak. Zaten bu tedavi ÅŸu anda dünyada çok az sayıda ülkede uygulanıyor. Maliyetler, konaklama ve diÄŸer koÅŸullar düşünüldüğünde bu tedaviye ulaÅŸamayan binlerce insan olduÄŸunu görüyoruz. Bizim ülkemizden de bu tedaviye eriÅŸemeyen hastalar var.

En yakın merkezler bildiÄŸiniz gibi Avrupa’da birkaç güçlü merkez. Asya dışında en çok uygulamanın yapıldığı en yakın merkez ise İsrail. Tabii orası saÄŸlık altyapısı açısından güçlü bir ülke ve maalesef ÅŸu an bazı alanlarda bizden daha ileri durumda. Onlarla rekabet edebilmek için yıllardır dile getirdiÄŸimiz bir konu vardı: Klinikte çok iyiyiz ama mutfak kısmında biraz zayıfız diyorduk. Biz sürekli ÅŸunu vurguluyoruz: Mutfakta güçlü olmamız gerekiyor. Bunun önemi nedir? Dışa bağımlılığı azaltmak açısından çok önemlidir. Çünkü bir akıllı ilacı, bir immünoterapiyi ya da bir yapay kalbi uygularken tamamen dışa bağımlıysanız, herhangi bir ülke veya firma bu ürünleri size satmayı ya da vermeyi bıraktığında ciddi bir sorun yaÅŸarsınız. Bu durum farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. EÄŸer o anda bu ürünleri size vermeyi reddederlerse, stratejik olarak zor durumda kalırsınız. Çünkü bunlar stratejik ürünlerdir. SaÄŸlık alanında da bunlar son derece önemlidir. O anda binlerce insanın hayatta kalma mücadelesinde zorlanacağını düşünün. Bu nedenle öncelikle kendi ülkemiz için, ardından dost ve komÅŸu ülkeler için bu tedavileri uygun ÅŸekilde uygulamaya çalışacağız. Tabii kendi hastalarımız öncelikli olacak; yurt dışından gelen hastalar için uygulama biraz daha farklı olacaktır. ÖnceliÄŸimiz kendi ülkemizdir.

