
ABD-İran arasında devam eden müzakerelerin ikinci turu, dün İsviçre’dearabulucu rolündeki Umman’ın Cenevre’deki temsilciliğinde gerçekleşti. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD heyetini ise Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner temsil etti. Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi de heyetler arası mesaj alışverişinde rol aldı.
Görüşmeninardından ilk açıklamayı yapan İran Dışişleri Bakanı Arakçi, “ABD ile temel ilkeler konusunda mutabakata varıldı” dedi.Arakçi, görüşmelerde kaydedilen ilerlemenin, ülkesinin Tahran’ın nükleer programı konusunda Washington ile kısa sürede anlaşmaya varacağı anlamına gelmediğini söyledi. Bir anlaşma için müzakere zemini oluştuğunu savunan Arakçi, iki tarafın hala üzerinde çalışması gereken başlıklar bulunduğunu belirtti. İranlı Bakan, “Bir önceki tura kıyasla çok ciddi görüşmeler yaptığımızı ve görüşlerimizi karşılıklı olarak paylaştığımız yapıcı bir atmosfer olduğunu söyleyebilirim… Bu fikirler ele alındı ve bazı mutabakatlara ve bazı temel ilkelere ulaştık. Ve bu ilkeler temelinde, nihayetinde bir belge taslağı hazırlayacağız” diye konuştu.
Görüşmeye ilişkin ABD’den de açıklama geldi. Adı açıklanmayan bir Beyaz Saray yetkilisi, “İran ile görüşmelerde ilerleme kaydedildi ancak tartışılacak çok fazla ayrıntı var” dedi. Yetkili, İranlıların görüş ayrılıklarını çözmek üzere ayrıntılı önerilerle iki hafta içinde geri dönüş yapacaklarını belirtti.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, müzakereler sonrası ülkesinin nükleer programına ilişkin, “Nükleer silah peşinde değiliz ve bunu doğrulamaya hazırız. Ancak sağlık, tarım, sanayi gibi barışçıl alanlarda kullanılan nükleer sanayiden vazgeçmeyi kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptı.

Hamaney’in çıkışı
Bununla birlikte İran’ın dini lideri Ali Hamaney ise, görüşmelerin başladığı saatlerde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump’ın “rejim değişikliği” imalarına sert yanıt verdi, “ABD 47 yıldır İslam Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya çalışıyor ama başarılı olamadı, Trump da olamayacak” dedi. Hamaney, Trump’ın ABD ordusunun gücüne dair söylemlerine atıfta bulunarak, “ABD Başkanı sürekli ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor. Ancak dünyanın en güçlü ordusu bile öyle bir tokat yiyebilir ki bir daha ayağa kalkamaz” ifadelerini kullandı.
Karşılıklı gözdağı
Bununla birlikte gerek İran gerekse de ABD’nin bölgedeki askeri hareketleri, karşılıklı gözdağı verme operasyonu olarak yorumlandı. Nitekim İran Devrim Muhafızları Ordusu, önceki Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat başlattı. Dün de devam eden “Hürmüz Boğazı’nın Akıllı Kontrolü” adlı tatbikat sırasında Hürmüz Boğazı birkaç saatliğine trafiğe kapatıldı.
Benzer şekilde ABD’nin de bölgedeki varlığını artırdığı gözlendi. Nitekim BBC’nin doğrulama servisi “BBC Verify”, son birkaç haftadır bölgede ABD’ye ait destroyer, savaş gemisi ve savaş uçağı sayısında artış olduğunu belirtti. Üç güdümlü füze destroyeriyle birlikte bir taarruz grubuna liderlik eden “Abraham Lincoln” uçak gemisinin, Umman kıyıları açıklarında, İran’dan yaklaşık 700 km uzakta bulunduğu belirlendi. Gemi, F35’ler de dahil olmak üzere 90 uçak ve 5.680 mürettebat taşıyor.
ABD’nin ayrıca dünyanın en büyük savaş gemisi olan USS “Gerald R Ford”u Ortadoğu’ya gönderdiği ve geminin önümüzdeki üç hafta içinde bölgeye ulaşabileceği bildiriliyor.Bölgedeki ABD uçaklarının hareketlerini de izleyen BBC Verify, Ürdün’deki Muwaffaq Salti askeri üssünde konuşlandırılmış F-15 ve EA-18 savaş uçaklarının sayısında artış olduğunu, ayrıca ABD ve Avrupa’dan Orta Doğu’ya doğru hareket eden Amerikan kargo uçakları, yakıt ikmal ve iletişim uçaklarının sayısında artış gözlemlediklerini bildirdi.
Sığınak deliciler yeterli olacak mı?
ABD’nin, “acil durum” gerekçesiyle 13 bin 600 kiloluk dev sığınak delici bombalar (Massive Ordnance Penetrator – MOP) için ek sipariş verdiği yönündeki haberler, saldırıya karar verilmesi halinde Amerikan ordusunun İran’ın nükleer programını sona erdirebilecek kapasiteye sahip olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. “Jerusalem Post” gazetesinde yer alan analizde, son siparişlerin 2028’de teslim edileceği ve bunun, ABD’nin elinde olası bir operasyona yetecek mühimmat bulunduğu şeklinde yorumlanabileceği ifade edilirken, hedef alınacak tesislerin durumuyla ilgili bir “kaygıdan” bahsediliyor. Nitekim, Natanz yakınlarında ve Kazma Dağı’nın altında bulunan nükleer tesisle, ABD’nin Haziran 2025’te 12 MOP füzesiyle bombaladığı Fordo Dağı altındaki tesis arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çekiliyor. Buna göre Natanz’daki tesisin yaklaşık 650 metrelik bir dağın altında bulunduğu, bunun, Fordo’dan yaklaşık yüzde 50 fazla yüksek olduğu ve hava saldırılarına karşı tesise potansiyel olarak daha büyük koruma sağladığı anlamına geldiği vurgulanıyor.
Kifayetsiz kalabilir
Bir MOP’un, etkileyici özelliklerine rağmen, yüksek bir dağın korumasındaki tesisi yok etmesinin zorluğuna değinilen analizde, “Çelik gövdesi ve gecikmeli fünye özelliğiyle MOP, patlamadan önce kaya veya diğer yoğun maddelerden yaklaşık 60 metre (200 fit) kadar nüfuz edecek şekilde tasarlanmıştır. Ancak açıkça söylemek gerekirse, MOP, dağın içinden ve altından geçerek Fordo nükleer tesisine ulaşmakta yetersiz olabilir. Deniz seviyesinden 1608 metre yüksekteki Kazma Dağı’nın altında bulunan tesise nüfuz etmekte daha da yetersiz olacağı aşikâr” denildi.

