
ABD ve Rusya arasındaki nükleer silahların sınırlandırılmasına ilişkin son anlaşma olan Yeni START (Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması), bugün itibarıyla resmen sona erdi.
Yarım asırdır ilk kez, dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında herhangi bir kısıtlama veya denetim mekanizması kalmazken, uzmanlar dünyanın nükleer bir çatışma veya feci bir hesap hatası riskine en açık olduğu döneme girildiği konusunda uyarıyor.
KIYAMET SAATİ GECE YARISINA ÇEKİLDİ
Anlaşmanın sona ermesi, geçtiğimiz hafta Kıyamet Saati’nin 85 saniye kala gece yarısına çekilmesinin hemen ardından geldi. Nükleer tehditlerin artması, bu sembolik saatin tarihte hiç olmadığı kadar ileri alınmasına neden oldu.
Doomsday Clock (Kıyamet Saati), Chicago Üniversitesi bünyesinde yayımlanan Bulletin of the Atomic Scientists dergisinin yönetici kadrosu tarafından 1947 yılından bu yana belirlenen sembolik bir gösterge.Saat, insanlığın küresel felaketlere, başta nükleer savaş olmak üzere, ne kadar yaklaştığını temsil ediyor
ANLAŞMASIZ YENİ BİR GERÇEKLİK
ABD’nin Sovyet Rusya ile 1991’de ve Rusya Federasyonu ile 1993’te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşmaları’nın (START 1 ve START 2) uzantısı niteliğindeki New START anlaşması, 2010 yılında imzalanmıştı.
2010 yılında ABD eski Başkanı Barack Obama ile Rusya eski Devlet Başkanı Dmitry Medvedev tarafından imzalanan Yeni START anlaşması, her iki ülkenin konuşlandırabileceği stratejik nükleer başlık sayısını 1.550 ile sınırlandırıyordu.
Anlaşmanın sona ermesiyle birlikte, nükleer bombardıman uçakları ve fırlatıcıların sayısı üzerindeki kısıtlamalar da ortadan kalktı.

‘DÜNYA DAHA TEHLİKELİ BİR HALE GELECEK’
İngiltere merkezli The Times, haberi ‘yeni bir silahlanma yarışına mı giriyoruz?’ başlığıyla duyurdu.
The Times’dan edinilen bilgilere göre, eski ABD Başkanı Obama, anlaşmanın sona ermesinin “onlarca yıllık diplomasiyi bir kalemde sileceğini ve dünyayı daha güvensiz hale getirecek yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini” belirtti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’nın (New START) 5 Şubat’ta sona ermesi halinde dünyanın daha tehlikeli bir hale geleceğini söyledi.
“VAHİM DÖNÜM NOKTASI”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, anlaşmanın sona ermesini “uluslararası barış ve güvenlik için vahim bir an” olarak nitelendirdi.
Dünyadaki nükleer stokların ezici çoğunluğunu elinde bulunduran iki gücün artık hiçbir bağlayıcı sınırla kısıtlanmadığına dikkat çeken Guterres, nükleer silah kullanım riskinin son on yılların en yüksek seviyesine ulaştığını vurguladı.
PAPA’DAN SİLAHLANMA YARIŞI UYARISI
Papa Leo, yaptığı açıklamada yeni bir silahlanma yarışını engellemek için tarafları her türlü çabayı göstermeye çağırdı.
RUSYA VE ABD’DEN FARKLI TEPKİLER
New START’ı 2010’da imzalayan dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, anlaşmanın sona ermesinin “herkesi alarma geçirmesi gerektiğini” ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı ise mevcut koşullarda tarafların artık anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerle bağlı olmadığını, ancak Moskova’nın “sorumlu ve dengeli” hareket edeceğini bildirdi.

İPLER TAMAMEN KOPTU
BBC News, anlaşmanın sona ermesini, ‘yeni bir silahlanma yarışının başlamasından korkuluyor’ başlığıyla manşetlerine taşıdı.
Anlaşmanın sona ermesinin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan sert bir açıklama geldi.BBC’ye göre Moskova, tarafların artık herhangi bir yükümlülükle bağlı olmadığını ve atılacak adımları seçmekte özgür olduklarını duyurdu.
Rusya, ulusal güvenliğine yönelik tehditlere karşı “kararlı askeri-teknik önlemler” almaya hazır olduğunu belirtti.
BUNDAN SONRA NE OLABİLİR?
Washington Post’un haberine göre, New START’ın sona ermesiyle ABD ve Rusya’nın nükleer başlık ve fırlatma sistemlerini bağlayıcı hiçbir sınır olmadan artırabileceği uyarısında bulunuluyor.
Bu durumun, yanlış hesaplama, kazalar ve kriz anlarında istenmeyen tırmanma riskini ciddi biçimde artıracağı ifade ediliyor.
Yeni bir anlaşma ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak mevcut jeopolitik ortamda bunun son derece zor olduğu vurgulanıyor. ABD’li bazı milletvekilleri ve nükleer tehditleri izleyen kuruluşlar, taraflara en azından geçici olarak mevcut sınırlamalara uymaya devam etme çağrısı yapıyor.

ÇİN GELECEK ANLAŞMALARA DAHİL OLACAK MI?
CNN International’e göre ABD’nin nükleer kontrol anlaşmalarından geri adım atmasının temel nedenlerinden biri, nükleer kapasitesini hızla artıran Çin’i gelecekteki anlaşmalara dahil etme isteği.
Ayrıca Çin, Moskova yönetiminin, ABD ile Rusya arasında stratejik nükleer silahların sınırlanmasını öngören “New START” anlaşmasının süresinin uzatılması önerisini desteklediğini bildirdi.
Yeni START’ın sona ermesi, yalnızca Moskova ve Washington merkezli “süper güç diplomasisinin” değil, aynı zamanda ABD’nin kendi nükleer gücü üzerindeki sınırlandırmaları kabul etmeye istekli olduğu dönemin de sonu olarak değerlendiriliyor.
NEW START NEDİR?
2010 yılında ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan ve 2011’de yürürlüğe giren New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın nükleer silah stoklarını azaltmayı ve sınırlandırmayı amaçlıyordu.
Soğuk Savaş’ın ilk dönemlerinde hızla artan bu cephanelikler, halen dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamından çok daha büyük durumda.
SALT’TAN START’A…
Nükleer silahsızlanma süreci, 1970’lerde iki süper gücün “karşılıklı garantili imha” riskini azaltma iradesiyle başladı.
SALT-I (1972):Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri’nin ilki, nükleer füzelerin dondurulmasına yönelik ilk ciddi adımdı.
START I (1991):Soğuk Savaş’ın bitimine aylar kala Ronald Reagan tarafından başlatılan süreç, halefi George H.W. Bush ve Sovyet lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalandı. 1994’te yürürlüğe giren bu antlaşma, tarihteki en büyük ve en karmaşık silah kontrol mekanizması olarak kabul ediliyor.
START II (1993): Bush ve Boris Yeltsin tarafından imzalanmasına rağmen, Moskova ve Washington arasındaki artan gerilimler nedeniyle hiçbir zaman yürürlüğe girmedi.
New START (2010): Barack Obama ve Dmitri Medvedev tarafından Prag’da imzalanan bu antlaşma, ilişkilerde “yeni bir başlangıç” umuduyla hayata geçirildi. Her iki tarafa 1.550 konuşlandırılmış nükleer savaş başlığı ve 800 fırlatma sistemi sınırı getirdi.

NEDEN UZATILAMADI?
2021 yılında Joe Biden ve Vladimir Putin’in beş yıllık uzatma kararıyla bugüne kadar gelen süreç, 2026 eşiğinde tıkandı.
Moskova, Eylül 2025’te müzakerelere zaman tanımak için anlaşmayı bir yıl daha tek taraflı uygulama teklifi yapsa da Beyaz Saray’dan beklenen yanıt gelmedi.
Başkan Donald Trump, ikili bir anlaşmanın artık günümüz dünyasını yansıtmadığını savunarak masaya Çin’in de dahil edilmesini şart koşuyor.
Pekin ise yaklaşık 600 savaş başlığına sahip olduğunu belirterek, 5 binin üzerinde başlığı bulunan ABD ve Rusya ile aynı masaya oturmayı reddediyor.
Trump’ın “Eğer süresi doluyorsa dolar, biz daha iyisini yaparız” yaklaşımı, küresel güvenlik uzmanları tarafından denetimsiz bir silahlanma yarışının fitilini ateşleyebilecek bir risk olarak görülüyor.
ABD VE RUSYA’NIN NÜKLEER VARLIĞI
Amerikan Bilim Adamları Federasyonu’na göre, 2022 itibarıyla:
- Rusya’nın 5 bin 977,
- ABD’nin ise 5 bin 428 nükleer silaha sahip olduğu tahmin ediliyor.
Her iki ülkenin de yaklaşık 1.600 aktif konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığı bulunuyor.

