Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kübra Ünlü yazdı! ‘UZAK ŞEHİR’ MUFTAĞINDA PİŞEN MARDİN!

Dizi bir hikâyenin suskunluğunu çoğu zaman bir sofra başında kurulan
Kübra Ünlü yazdı! ‘UZAK ŞEHİR’ MUFTAĞINDA PİŞEN MARDİN!

Dizi bir hikâyenin suskunluÄŸunu çoÄŸu zaman bir sofra başında kurulan cümlesiz cümleleriyle derinleÅŸtirdi. Belki de bu sebeple en çok sofra kurulan, en çok mutfak gördüğümüz, ya da en çok lezzet rotası oluÅŸturulabileceÄŸimiz restoranları gördüğümüz anlarla dolu.

EKRANDA BİR DİZİ, SOFRADA BİR MEDENİYET! 

Dizinin bu denli sevilmesini hikayesinin önünde olan bu durumdan ötürü olduÄŸunu dahi düşünmekteyim. Evin en sıcak en samimi yeri mutfak deÄŸil midir, en samimi konuÅŸmalar bazen kahkaha ile bazen göz yaşı ile bazen sadece susarak, bazen hatırı hiç gitmeyen yitmeyen o kahveler, çaylar eÅŸliÄŸinde orada olmaz mı? Bana kalırsa Uzak Åžehir ’in bu denli sevilmesinde en büyük etkenlerden biri mutfak ve açılmış sofraları. 

UZAK ÅžEHİR SOFRASINDA PİŞEN HAYATLAR! 

Bazı diziler ise mekânı sadece dekor olarak kullandı. Ancak Uzak Åžehir ise Mardin’i, Midyat’ı bir fon deÄŸil, yaÅŸayan bir beden gibi ele aldı. TaÅŸ evlerin gölgesinde, dar sokakların suskunluÄŸunda, sofraya konan her tabakta ÅŸunu söyledi: ‘Bu ÅŸehir anlatmadan önce piÅŸirir’. Ve evet, Uzak Åžehir dizisinde Mardin Yemekleri sadece gözüksün diye sofraya konmadı. Her biri adeta hikâyenin duygusuna denk düşen bir cümle gibiydi. Uzak Åžehir dizisi tam da buradan konuÅŸtu. Büyük cümleler kurmadı. Uzun nutuklar atmadı, Aforizmalarla diyaloglara gerek duymadı. Onun yerine tencerenin kapağını araladı, mutfağın kapısını açtı, birbirinden leziz öyküleri ile görkemli sofralar kurdu. Çünkü bu ÅŸehirde hikâye çoÄŸu zaman yemekle baÅŸlar.

Kübra Ünlü yazdı ‘UZAK ŞEHİR’ MUFTAĞINDA PİŞEN MARDİN

UZAK ÅžEHİR MARDİN MUTFAÄžININ SESSİZ GÜCÜ 

Dizi aynı zamanda bize ÅŸunu da hatırlattı, bir yerin tarihi sadece kitaplarda deÄŸil tencerelerinde de saklıdır. Mardin’i anlamak için ise yüksek sesle anlatmaya gerek yok sanırım, Bir kaşık al, tadına bak gerisi zaten gelir. Ben de sizlerle dizide öne çıkan, sofranın hafızasında gizli Mardin lezzetleriyle bir tura çıkmak istedim. Ve dahi iddia ediyorum, bu yazıyı okuduktan sonra Mardin’e gitmek isteyeceksiniz. 

İŞTE UZAK ÅžEHİR LEZZETLERİ; 

GÜCÜN VE SABRIN YEMEĞİ: KABURGA DOLMASI! 

İçi pirinç, badem, kuÅŸ üzümü ve baharatla dolu kuzu kaburga; saatler süren bir piÅŸirme ile sofraya geliyor. Asla tek kiÅŸilik deÄŸildir.’ Kaburga Dolmas’ı Mardin’de her eve girmez. Zenginlikten ziyade güç ve sabır ister. Saatler alan hazırlık ve piÅŸirme süreci özel günlerde kalabalık sofralarda yer bulur kendine. 
Kaburga Dolması aynı zamanda ailenin ‘biz hala ayaktayız’ deme biçimi. Bayramda, düğünde, uzak yerlerden gelen misafirlere yapılır. Dizide bu yemeÄŸin sofradan hiç eksik olmaması tesadüf olmasa gerek. Albora Sofrasında Sadakat Albora’nın aileyi arada tutmak gayretini izlediÄŸimiz anların baÅŸ kahramanı.
Uzak Åžehir- Kaburga Dolması: Dağılmadık, biz hala buradayız. 

KADINLARIN SESSİZ DİLİ: İKBEBET

Mardin’de içli köfteye verilen ad Ä°kbebet. Ve söylenen o ki Ä°kbebet yapılırken çıt çıkmaz pek konuÅŸulmazmış. Kızarmadan ziyade haÅŸlama usulü ile tüketiliyor. Yemek genelde kadınların bir araya gelip toplaşıp Ã§okça yaptıkları bir yemek olup asıl meselenin de köfte yapmaktan ziyade birlikte vakit geçirmek olduÄŸu yönünde. Yuvarlanan her köfte yutulan bir, söylemeyen bir cümle yerine geçer. Bu yemek Mardin’de nesilden nesile aktarılan aslında bir mutfak dilidir. 
Uzak Åžehir’ de Ä°kbebet sahnelerinde ise kadınların kaderlerini paylaÅŸtıkları anlara ÅŸahit olduk. 

SOKAĞIN YEMEĞİ: SEMBUSEK

Sembusek Mardin’de Ã§oÄŸunlukla evde deÄŸil, taÅŸ fırınlarda dışarıda yaptırılır. Bu yüzden Mardin’de ‘Sembusek â€˜mahalle anlamında kullanılırmış. Kapalı lahmacun olarak da bilinen yemek ev deÄŸil ‘şehir’ yemeÄŸi olarak da adlandırılıyor. Dışarıda yenir, ayakta paylaşılır, konuÅŸmayı uzatmaz. 
Uzak Åžehir’de SembuseÄŸin sokak sahnelerinde yer alması Mardin’i bir kartpostal ÅŸehri deÄŸil, yaÅŸayan bir ÅŸehir olduÄŸuna iÅŸaret ediyor. 

HAYAT BAZEN EKŞİDİR: ALLUCİYE 

Erik ( alluk ) ile yapılan bir tür et yemeÄŸi. Tatlıyla ekÅŸi arasında ince bir çizgide. Âdeta Mardin mutfağının ve sofralarını karakter testi olan Alluciye ya sevilir ya sevilmezmiÅŸ. Rivayete göre Alluciye uzun süren kuraklıklarda elde ve evde kalan ekÅŸi erik kurusu ve etin karıştırılarak yapılışı ile ortaya çıkar. Eti az, eriÄŸi bol. Mardin’in hayata bakışını özetleyen yemek aynı zamanda ‘tatlı bir ÅŸey bekleme ancak lezzetsiz de sanma’ der. Bu coÄŸrafyada hayat birazda hikâye de olduÄŸu gibidir. Ne tamamen tatlı ne tamamen ekÅŸi. 

Uzak Åžehir’de Allucciye genellikle geçmiÅŸle hesaplaÅŸma sahnelerinde karşımıza Ã§Ä±kar. 
 
YASIN, SEVİNCİN TATLISI: HARİRE

Pakize’nin Kadir’e pek çok kez yaptığı, düğün ve isteme sahnelerinde karşımıza küçük kaselerle çıkan mevlit ve ölümlerde gelen ziyaretçiye dağıtılan o meÅŸhur tatlı â€˜Harire’. Un Pekmez ve cevizle yapılan tatlı, doÄŸumda lohusaya, ölümde yas evine, çoÄŸu zaman güç versin diye piÅŸirilen Mardin’in geleneksel lezzetleri arasında yer alır.

Harire, dizide de yüksek sesli dramların deÄŸil, sessiz kabulleniÅŸlerin oyuncusu olarak çıkar karşımıza. Harire ile ilgili yörenin eski insanları ‘Yapılan eve ya biri girmiÅŸtir ya biri gitmiÅŸtir’ derlermiÅŸ. Uzak Åžehir’de; Yüksek sesle aÄŸlamayanların acılarını gizleyerek tatlandırdığı bu tatlının tamda cümleye denk gelen haller içerisinde birçok sahneye eÅŸlik etmesi bu yüzden olsa gerek. 
 
BİR ŞEHİR BİR DİZİ BİR SORU
Uzak Åžehir bize ÅŸunu hatırlattı, Mardin yalnızca taÅŸ evlerden, dar sokaklardan, muhteÅŸem manzaralardan ibaret deÄŸil. Bu kadim ÅŸehir yemeÄŸin zaman yayıldığı, sabrın tencerede piÅŸtiÄŸi, hafızanın sofraya karıldığı bir coÄŸrafya.

Dizinin bir baÅŸka büyük baÅŸarı sırrı da tam da burada yatıyor. Mardin’i anlatmadı, yaÅŸattı. Tarihi dekorla deÄŸil, yemekle kurdu. Kültürünü sözle deÄŸil, sofra düzeniyle gösterdi. Turizme katkısını afiÅŸle deÄŸil, canı gönülden iÅŸtahla saÄŸladı.

Åžehri gezdirmedi, ÅŸehri özletti. Ve tamda bu yüzden dizinin en çok konuÅŸulan anlarından biri Alya ile Cihan’ın menemen tartışması küçük bir sahne deÄŸildi. SoÄŸanlı mı olur, soÄŸansız mı?  Aslında soru bir yemek sorusu deÄŸil bir memleket meselesiydi… Alışkanlık, aidiyet,’ biz bunu böyle biliriz’ deme haliydi.  O vakit zaman soruyorum sizce â€˜Menemen soÄŸanlı mı olur soÄŸansız mı?